Menu

Eşiyle beraber bir sokağa girdiler. Yaşadıkları yerde başka bir oda gibiydi o an bulundukları sokak, ya da başka değişle muhit. İlk kez geldiği için tanımadığı bir sokaktı. Oysa bazı sokakların başka yeri vardı onda. Zihninde yıllar sonra geçeceği sokaklar vardı. Misbah Muayyeş sokağı hatırladı. Bir kestaneci sokağın başında işini yapmakla meşguldü. Alt taraftan Moda’ya doğru çıkan tramvayın arkasında bir avuç çocuk asılı halde mutluydu. Bir çok kedi arabaların kaputları üzerinde miskinlik peşindeydi. O sokak ona eşiyle beraber yedikleri kaşarlı tostu ve kediler sürtünürken içtikleri çayı hatırlattı. Akasya sokak geldi nedense aklına. Çocukluğunun geçtiği sokaktı Akasya sokak. Bir kaç zaman sonra annesinin kapısını çalmak için gireceği sokak, çocukların o zamanlar coystik tuşuna basmak yerine sol ayaklarıyla verdikleri akıl dolu pasları anımsattı  ona.

Eşi bir dükkana kendisi için aksesuar bakmak için girdiğinde, o dışarda bir bankta oturmayı tercih etmiş ve özlediği sokakları teker teker anımsamaya devam etmişti. Şöyle bir sahne canlandı gözünde; ilk defa dede kucağında sofraya oturan kızının mutluluğunu izlemeye bir süre ara verip bakkala ekmek almaya gitmeye gönüllü oluyordu. Bakkala giden yolu bir iki sokak uzatıyordu. Derdi biraz başkaydı. Boş bakışlarla çok ayrı kaldığı muhiti dinleyecekti. Sokaklar ona o orada yokken olan biten herşeyi söyleyecekti. Bundan hiç şüphesi yoktu. Belki uzak muhitteki ilk gecesini evin düz çatısına bir döşek atıp sessiz sokağı dinleyerek geçirirdi.

Başkası da yıllar sonra başka sokaklardan geçerken, belki sadece en çok sevdiği adam gelecekti aklına, ya da en uzun sevdiği kadın. Eşi çocuğun uykusu geldiğini söyledi. Bazen konuşurken cümlelerini kitap isimlerinden kurardı. “Bir süre yere paralel gittikten sonra baharda yine geliriz.” dedi eşine.

Arabaya doğru ilerlerken bir ağacında dallarında hiç gözükmeyen yüzlerce küçük kuşun birbirlerine bağırışlarını kendisi tebessümle dinlerken, kızı şaşkınlıkla bakıyordu. Eşi ona kuşlar senin için neden önemli diye sorunca, daha önce aynı soru karşısında yaptığı şeyi yaptı. Derin bir nefes alıp kafasını salladı. Çünkü o soru ona eşini, kızını, kardeşlerini neden sevdiğini sormak gibi bir şeydi. Kuşları nereye baksa görüyordu neticede. Bir nevi kuş görmek dünyayı görmek gibiydi. Her köşede, her okyanusta, her dağda kuşlar vardı. Gri martılar yavrularını mesela dünyanın en kurak yeri olan Şili’nin Atamaca çölünde yetiştiriyorlardı. İmparator penguen yumurtasını Antartika’nın kar fırtınasında sıcak tutmaya çalışıyordu. Kargalar İstanbul trafiğinde diledikleri gibi gürültü yapıyorlardı. Hal böyle olunca kuşlar için dünyanın kocaman göründüğü herhangi bir yer kalmamıştı bu evrende. 

Arabadan inip eve giderlerken bir şey unuttuğunu farketti. Tekrar abaya dönüp unuttuğu şeyi alırken arabadan bir kağıt parçası yere düşüp arabanın altına gitti. Kağıdı alabilmesi için arabanın altına girmesi gerekiyordu muhtemelen. Üşendi, almadı. Sonra az biraz gidince “kul hakkı” diyip geri döndü. Bir adım atmıştı ki, kağıt ona doğru güle oynaya geliyordu. Zahmetsiz bir eğilme ile kağıdı almıştı. Belki de bu yaşanan Allah’ın “Bana doğru bir adım atana ben koşarım.” demesinin çok basit bir örneğiydi. 

Allah’ın varlığını yine küçücük bir detayda ispat etmenin mutluluğu ile merdivenleri çıkmaya başladılar. Son basamaklara doğru başı yine ağrımaya başlamıştı. Başının ağrıması durumunun hep aynı olay neticesinde yaşanmasını garip bulurdu. Belki kızını kucakta taşımasının sebep olduğu tansiyondan, belki de kapıdan içeri girdiğinde bir şeylerin eksikliğinden emin olmasındandı. Gurbete gitmeden önce annesinin poğaçalarına aşıktı. Şimdi artık mutfak tezgahında o poğaçaları göremiyordu ve üzülüyordu. Artık bisiklete binmeme sebeplerinden birisi de babasının “Bisiklete bin de maaşımı çek gel.” diyemiyor oluşuydu. 

Odada otururken pencereyi açtı. Dışardaki gürültüden ötürü dinlediği müzikten keyif de alamadı. Dağınık kafasında yine de istediğini bulabiliyordu. Bazı anları hani böyle ketıldaki su fokur fokur kaynar uzun süre ama bir türlü ‘tık’ demez ya hah işte o an öyle bir anı yaşıyor gibiydi. Yarım kalan hikayesine bir kaç cümle daha eklemek için şu an çalan şarkıyı açıp yazmaya başladı.

“Kadın astronota aşık oldu. Fekat aralarındaki mesafe üç ışık yılıydı. Adamın da onu seveceğini düşündü. Önce umut etti, sonra hayal kurdu. Hayal kurmak kadın için mutluluk vesilesiydi. Ama olmadı. Işık yılı ile ilgili bir kaç kitap okudu. Konu ile ilgili bir çok şeyi Einstein’ın (rakamla ayınşıtayn) söylemişti. Dışarıdaki koalalar Einstein’a çok benziyorlardı. Aradaki mesafeyi kapatmak için otobüs bileti almak yeterli değildi. Aslında Einstein bize gerçekte hiç ama hiç bilmek istemediğimiz başka bir şey daha söylemişti; bazı şeyler hayatımıza gelirken, o sırada başka şeyler hayatımızdan çeker giderdi. Biraz zaman geçti. Kadın aynı kaldı. Aynı hissetti. Aynı düşündü. Yalnızdı. Kimse ne düşündüğünü duymayınca insanın gecenin ilerleyen saatlerinde canı yanardı. Kadinin bilmedigi bir sey vardi; aynı şeyi tekrar tekrar yapmak ve farklı sonuçlar beklemek de aynı sonucu doğururdu.”

Bir sonraki cümleyi düşünürken zihninde biraz dosdoğru gitti. Sonra sola döndü. İnsanların durumu iyi değildi. İşimiz alenen Allah’a kalmıştı.

5 Comments for "muhit"

  • ayse

    “Kimse ne düşündüğünü duymayınca insanın gecenin ilerleyen saatlerinde canı yanardı.”

    Reply
  • Ayşegül

    Müzik seçimleriniz harika, yazının etkisini çok daha derine işliyor. Müsadenizle yazınızı kendime doğum günü hediyesi olarak seçtim. Bir de fotoğraflarınızın sakin havasını da çok beğeniyorum. Bu güzellikler için teşekkür ederim. Allah’a emanet olun.

    Reply
  • Asiye

    Biraz hüzün hissettim, biraz mutlu oldum ama daha çok özlem duydum

    Reply
  • bus

    Bir sure sonra bunlari yasayacak olmak cok kotu.umarim herkes tekrar kavusabilir.esime dostuma yavruma edilen zulum son bulur.bogazimiz hep dugum.

    Reply
  • Gulsen

    Abi daha cok yazar misin? Bu berbat dünyada senin gibi insanlarin düşünce ve duygularini okuyabilmek umut verici. Lütfen daha cok yaz. Hala eski yazilarinizi okuyup bir tutam mutlu oluyorum.

    Reply

Leave a comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Bitnami